Balkanlar

8.KARADAĞ – Podgoritsa – Deprem

Podgoritsa’ya doğru giden yolda tırmanış zor geçiyordu ama etrafı seyretmek çok hoştu. Öğlen vakitlerinde, zirveye 200 metre kala haritada bir tünel gördüm. Tırmanışı kısaltabilirim umuduyla tünele doğru yöneldim. Tünel 3 km uzunluğundaydı ve dağın karşı tarafına geçiyordu. Sonradan öğrendiğim kadarıyla tünel eski bir tren yoluydu. Etrafta kimsecikler yoktu, tünel sessiz, karanlık ve iç kısımlarında tepesinden su damlıyordu. İçinde hayvanlar olabilir diye girmeyi göze alamadım ve geri dönüp zirve tırmanışına devam ettim. Zirveye varınca terli kıyafetlerimi çıkartıp temiz ve kalın kıyafetler giyiyorum veya terim kuruyana kadar oturup mola veriyorum. Bu artık bir rutin haline geldi. Terli terli inişe geçersem hastalanma riski çok yüksek. İnişe geçince, biraz aşağıda tünelin çıkış kısmını da gördüm. Belki yanımda birileri olsa içinden geçmeyi denerdim. Dağın eteklerinde, Ferida’nın
pazarda satış yapacağı köye ulaşmıştım. Orada gözüm Ferida’yı aradı, ama göremedim.

          Gölün hemen yanında konuşlanmış köy çok güzel manzaralar sunuyordu. Orada bir restoranda öğle yemeği yemek istedim, adamın birisi yolumu kesip, nereden geldiğimi, nereye gittiğimi, nasıl bir tur yaptığımı vs. sormaya başladı. Restoranın birisinde çalışıyormuş.
Onun çalıştığı yerde yemek yersem benim için büyük indirim yapabilirmiş. Ben de onayladım ve gittim. Restoranda servis on numara, yemekler de süper ve çok ucuzdu. Kasabadan sonra karşılaştığım manzara yine inanılmaz güzel. Adeta cennetten bir köşe gördüm. Gölün bir
kenarında, restorandan aldığım sıcak su ile bir çay demleyip manzaraya karşı biraz piknik yaptım. Şehre doğru düz bir yoldan geçiyorsun. Etraf çadır kurmak için elverişli, ama bugün çadır kurmak istemiyorum. Podgoritsa’da ilk hedeflediğim hostel pis çıktı, hem de oradaki
görevli kadın bir hayat kadınını andırıyordu. Ben de Aspava Hostel’e geldim, burası gayet normal, sahibi Gökhan abi çok yardımsever ve paylaşımcı birisi.

        Şehir turumun ikinci gününde. Saçlarım baya uzadığı için yurt dışındaki seyahatim boyunca ilk kez tıraş oldum, ücreti 10 € idi. Berber her makas atmasına ayrı para istiyor, işini de pek düzgün yaptıkları söylenemez. Traş olmak için para vereceğime kendi saçımı kendim keserim düşüncesiyle kendime bir traş makinesi almaya karar verdim. Bir AVM’de, eskiden sahip olduğum tarzda bir traş makinesi bulunca ücretinin pahalılığına bakmadan aldım. Burada kaldığım hostelde, Budva’da kaldığım hostele göre bir değişiklik var, burası çok daha güzel ve sessiz. Bu durum çok hoşuma gidiyor. Tabii bunu ben istedim. 10 kişilik oda hoşuma gitmedi, 6 kişilik olana geçtim. Odanın günlük ücreti 13 Euro. Burada da komşum 81 yaşındaki Kanadalı Maya teyze. Kendisi çok tatlı birisi. Yaptığımız yemekleri hep paylaşıyoruz. Bu arada ney üflemem onun çok hoşuna gitti. Kendisi de bir ney edinip öğrenmek istiyor. Şehri bisiklet yolları sarmış durumda, ama şehirde hiç bisiklet süren birilerini görmedim. Bir gün hostelin hemen yanında bulunan terziye elektronik kitabım için kılıf dikmelerini istedim, bana 6 Euro karşılığında mükemmel bir işçilikle, kadife bir kılıf dikmişlerdi.

          Leyla’nın arkadaşı Burak bir bisikletçi, o bana Podgoritsa’ya gelecek bir tanıdığı ile su geçirmez ayakkabı kılıfı yollayacaktı. Birkaç gün daha onun gelmesini bekleyeceğim. Türkiye’de Güneydoğu Anadolu bölgesinde deprem oldu ve etkisi inanılmaz boyutlarda. Her yerde binlerce ölü var, devlet yardım etme konusunda sınıfta kaldı. Yardım edebilecek kurumları engelliyor. Askerimiz, polisimiz tek yetki elinde olan Erdoğan’dan onay alamadığı için çoğu yere yardıma koşamıyor. Kahramanmaraş, Gaziantep, Malatya, Diyarbakır, Kilis, Şanlıurfa, Adıyaman, Hatay, Osmaniye ve Adana gibi şehirlerde yıkım çok büyük boyutlarda. İlk olarak 7.4, birkaç saat sonrasında 7.6, onun ardından bir kez daha bu şiddetlerde sarsılmış her yer. Yollar ve tüneller çökmüş. Soğuktan yollar buzlanmış, kurtulan insanlar soğuktan ölüyorlar. Devlet organları olaya el atamadığı için Suriyeliler ortalıkta yağma yapıyorlar. Askerimiz ve polisimizden pek ses yok. Devlet tüm ülkelere acil yardım çağrısı yaptı. Birçok ülkeden gönüllü görevliler akın akın ülkemize geldiler. Buradan da yardım için kampanyalar yürütülüyor. İnsanlar ellerinde oraya verebileceği ne varsa veriyorlar. Ben de elimden geldiğince yardıma koştum, ama arama-kurtarma konusunda pek bir bilgim olmadığı için Türkiyeye gidip bir şeyler yapamıyordum. Tanıdığım birçok arkadaşım da oraya yardıma
koştu. Korkunç bir durum… Oralarda olan arkadaşlarım AFAD görevlilerinin sadece kameralar çekmeye başladığı zaman ortaya çıktıklarını söylüyorlar. 71 milletten gönüllü koştu yardıma,
yaşadığım duyguları anlatmaya ne elim ne de dilim varıyor.

     Bir gün bisikleti bırakıp, bir marketten ihtiyaçlarımı alırken birileri bisikletimden çakımı çaldı, ya da bir yerlerde düşürdüm. Ne olduğunu tam olarak ben de bilemiyorum. Şehirde yeni bir çakı almak istedim ama bulamadım. Hostelde telefonla görüşürken veya bir şeyler
izlerken başkalarını rahatsız etmemek için kendime bir tane kablosuz kulaklık almıştım, hostelde deneyince tek tarafının çalışmadığını fark ettim, aldığım yere gidince hemen paramı geri iade ettiler. Burak’ın malzemeyi getirecek arkadaşı da deprem bölgesinde yaşadığı için
gelmesi biraz gecikti. Bir malzeme için ödediğim ücret korkunç boyutlara ulaştı. Çünkü malzemenin gelmesini tamı tamına 6 gün boyunca bekledim ve her gün için hostele para ödedim. Nihayet Podgoritsa’daki 9. günün sabahında ayakkabı kılıfını aldım ve hemen o dakika yola koyuldum. Artık kaldığım hostele fazladan bir gecelik daha ücret verebilecek dermanım kalmamıştı. Podgoritsa’dan sonra, sınır geçişi yapıp Arnavutluk taraflarına gideceğim. Oradan sonra ilk şehir İşkodro’dur. Çok önceleri İşkodro şehrinde yaşayan Chuck ve Susan ile irtibatta idim, onların evinde misafir olacağım. Karadağ için bir parantez açmam gerekli. Burada insanlar çok iyi niyetli, yardımsever, güler yüzlü, parada gözleri yok… inanın tek bir tane bile kötü anı yaşamadım. Seyahatimin bir sonraki evresi Arnavutluk… bisikletimle
gittiğim 3. ülke olacak. Bakalım beni nasıl hikayeler bekliyor…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir